Belgrad

100_0957

Güneydoğu Avrupa‘nın en büyük şehirlerinden birisi olan Belgrad, beyaz şehir anlamına geliyor. Beyaz şehir denilince bizim Bodrum gibi bir yer aklında canlanabilir ama tam olarak öyle değil. Şehir Tuna ve Sava nehirlerine ev sahipliği yaptığından tarih boyunca da hep arzu edilen bir şehir olmuş. Büyük imparatorluklar burası için büyük savaşlar vermişler çok DSC_0170kanlar dökülmüş. Büyük devirlerin güzel başkentlerinden olmuş ve bu kadar birikim de şehre hem kültürel hem de mimari açıdan zenginlik katmış. Gittiğinde anlıyorsun o kokuyu hissedebiliyorsun. Belgrad, Balkanlarda gezip gördüğüm 17 şehir arasında zirveyi Kotor ile paylaşıyor. Kotor’a başka bir yazıda değineceğim.

Efenim öncelikle Sırplar hakkında oluşan ön yargı sebebiyle bizden nefret ettikleri falan yok. Gittik gördük. Hatta o dönemde bir basketbol maçı sırasında bizim azgın holiganlar İstanbul’da bir Sırp taraftarı bıçaklayarak öldürmüşlerdi. Biz de giderken herkesten uyarı aldık “aman dikkat edin Türk olduğunuzu söylemeyin, ilk gördükleri Türk’e zarar vereceğiz diye naralar atıyorlar” dediler. Gittik kimsecikler de bir şey yapmadı.

Şehrin biraz sosyal yapısından bahsedeceğim. İnsanlar rahat diyebiliriz. Yolda giderken birisine DSC_0222sataşırsan veya şansın yaver gitmez de bir sarhoş sana sataşırsa orasını bilemem. Bu tip konularda ülkemizdeki tehlike oranı daha da büyük bence. Zira İstanbul’da GaziosmanpaşaHacıhüsrev gibi semtlerde daha fantastik sahnelerle karşılaşma ihtimalin olası.

İnsanları kaba olabiliyorlar. “Soğuk memleketin insanı soğuk olur” ön yargısına sahip değilim ama bu soğuk memleketteki insanlar soğuk olabiliyorlar. Çok fazla yere tüküren gördüm, biraz normal sanırım oralarda. Gençleri bazı konuları aşmış diyelim. Halk da buna ayak uydurmuş gibi. Gece ana cadde kenarlarında bile aşklarını “göstere göstere” yaşayan birçok çift DSC_0136gördüm kimse de tepki göstermedi. El ele tutuşunca bile size taşlayacak kadar nefret besleyebilen bazı yurdum insanı da -bu kadarını beklemiyorum ama- keşke biraz daha evde kendi yaptığı şeyi başkası sokakta yapınca ayıp(!)mış gibi davranmasa. İnsanımız kendinden önce karşıdakini geliştirmeye(!) çalıştığından böyleyiz ya neyse konuyu dağıtmayalım -_-

Gece hayatından bahsetmek gerekirse, hani gençler bazı şeyleri aşmış diyordum ya, evet efenim aşmışlar. Gidersen görürsün çok da güzel eğlenirsin daha fazla detaya gerek duymuyorum. Alkol neredeyse beleş. Marketlerde 2,5 lt. pet şişelerde satılan biraları gayet cüzi miktarlara alabilirsin. Bir pub’a gidip mutlaka “siyah bira”nın tadına bak. Gördüğünde meyan kökü sanıp sırt çevirme güzel biradır vesselam.

Yemek kültürü konusunda şaşalı şeyler anlatamıyorum çünkü giderken beklentim yüksekti fakat orada biraz söndü. Güzel yapıyoruz diye sattıkları yemeklerden bazıları özünde Boşnak yemeği çıktı. Yani geleneksel yerel lezzet arayışındaysanız önceden bir araştırmasını yapmalısın. Bi’kaç et yemeği var rulo halinde kırmızı eti sarıp dilimleyip yiyorlar. Restaurantlarda satıldığından gezgin bütçesi karşılamayabilir o yüzden sokakta satılan fast food tarzı şeylerle veya Boşnak Böreği ile geçiştirerek karnını doyurabilirsin. Ya da Türkiye’den giderken yanına biraz azık al aç kalma oralarda.

Efenim Belgrad’ın gezilecek çok güzel yerleri var. Bunların başında Kalemegdan geliyor. Burası adından da anlayacağın üzere eski bir kale hafif tepe gibi bi’yerde ve Tuna ile Sava nehirlerine hakim stratejik bir noktaya inşa edilmiş. Burayı bir tur atıp geçebilirsiniz toplamdaDSC_0084 git gel 2-3 saatini yer. Kuća Cveća, İngilizcesi “House of Flovers” olan ve Yugoslavya Federal Cumhuriyeti‘nin eski lideri Tito‘nun mezarının bulunduğu yere gitmeni öneririm. Benim gitmeye vaktim yoktu o yüzden es geçtim ama notların arasında bulunsun. Tourist Information’dan aldığın şehir haritasında “The Temple of Saint Sava” yani Aziz Sava Tapınağı, gidilmesi gereken yerler arasında. Dıştan 90% oranında camiye benzeyen yapıyı ilk gördüğümde Osmanlı‘dan kalma bir camiyi kiliseye çevirmişler diye düşünmüştüm. Ama kendi mimarisi öyleymiş. Dünya’nın en büyük Ortadoks kiliselerindenmiş ayrıca Dünya’nın en büyük kilise yapıları sıralamasında da bir ay gibi parlıyor efenim. Meraklısı şuradan bakabilir.

Benim kişisel merakım olduğu için gittiğimde ayrı bir zevk aldığım yer ise Nikola Tesla Müzesi. Hayatını baştan sona okuduğum ve yaptığı çalışmalar hakkında bilgi sahibi olduğum senin de mutlaka konuya müdahil olmanı tavsiye ettiğim bu adamın müzesini DSC_0298mutlaka gezmelisin. Bu adamın teknolojiye yaptığı katkılar sayesinde günümüzde birçok şeyi rahatça kullanabiliyoruz. Mutlaka git ve icat ettiği şeylerden arka odada bulunan küllerine kadar o müzeyi didik didik et.

Ek olarak Skadarlija Caddesi‘nde bi’turlamadan dönme. Belgrad’ın Eski şehir anlamına gelen Stari Grad bölgesine ait olan bu caddede hoş mekanlar güzel sokak sanatları bulabilirsin.

Hayat Kurtarır: Şehirde insanlar belediyenin toplu ulaşım araçlarına yaptığı orantısız zammı protesto etmek için kart basmadan beleşe kullanıyorlar. Kimse de bir şey demiyor. E haliyle biz de para vermeden kullandık 2-3 gün, ta ki son gün şehirden ayrılacakken otogara doğru giden metroda sırtımıza dokunan kondüktörü hissedene kadar! Bilet sordu yok dedik öğrenciyiz dedik turistiz dedik üzerimizde Dinar yok sadece Euro var dedik dinletemedik. Ceza ödemezseniz polis çağırırım karakolda daha büyük cezalar ödersiniz diye tehdit bile etti zalımın kızı. Sırtımızda da ağır çantalara e haliyle tabana kuvvet de yapamadık 2000’er Dinar yani o dönemin kuruyla 22-23 € gibi bir ceza ödedik kişi başı. Bu da kulak memene küpe olsun efenim. Gidip bir tane bilet al mutlaka ve sana sorulana kadar kullanma kendini garantiye almış olursun biz yandık sen yanma başkaları yanmasın!

        DSC_0370         DSC_0368

Siz benim parama çökerseniz ben de sizi fişlerim! Bu kadınları görürseniz kaçınız efenim 🙁

Biz Balkanlara “bu soğukta gitmek akıl karı değil” diyenlere aldırış etmeden Ocak-Şubat ayında gittik. Kış aylarında hem uçak biletleri hem de şehir hayatı ucuz olduğundan ekonomimizi sarsmadan gezebildik. Hava durumunda sürekli söylenen “Balkanlar’dan gelen soğuk hava dalgası” zaman zaman içimizden geçtiyse de çok da zorladığını söyleyemem. Bir termal içlik ile soğuğu dengeleyebilirsin. Unutma! Her yerin -mevsim farketmeksizin- kendine has güzellikleri vardır. O güzellikleri kaçırmaman dileğiyle iyi gezmeler.

1 Comment

  • […] gezimin ilk durağı olan Sırbistan’dan sonra Makedonya’ya geçmiştim. Belgrad‘tan başkent Üsküp‘e direkt otobüs seferleri ile yaklaşık 7-8 saat gibi bir […]

Leave a Reply